ana sayfa  |  iletişim

ÖĞRENCİLERİN KALEMİNDEN

Atatürk’ün 10. Yıl Nutku’nda
“Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı,ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı (gelişimi) ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda bir güneş gibi doğacaktır.”

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu özlü cümlesinde, esasında Türk Milletinin var olduğu en değerli vasıflarından biri olan medeniyeti , ki Anadolu toprakları medeniyetlerin ev sahipliğini yapmıştır yüzyıllar boyu ve bu bağlamda ki sınırsız kabiliyetinin unutulmuş olduğunu, ancak bu unutulan cevherin gelecek günlerde arayı açmış bulunan yüksek medeniyetlerin, ülkelerin gözünde, imrendiği, kendine hedef olarak güneş gibi parlayan idol olacağını öngörmüştür.
Ancak şu anda kemiklerinin sızladğına inandığım canım Atam keşke şu vaziyete müdahil olabilseydi.
Koltuk sevdasıyla, yüksek medeniyetlere peşkeş çekenlere bir tokat indirebilseydi!
Birce Akalay / Kons.Tiy.II.sınıf/11 Ocak 2008

Yüzyıllarca başka gelişmiş medeniyetlerin altında ekonomik, siyasi ve kültürel olarak ezilen Osmanlı, kendi devrinde hem çöküşte olmasından hem de çok uluslu olmasından dolayı dünyaya Türk’ün gerçek yüzünü gösterememiş, bu eşsiz uygarlığın ne gibi sıfat ve yeteneklere sahip olduğunu kanıtlayamamıştır.
Mustafa Kemal,özellikle ekonomik ve kültürel anlamda cumhuriyetin ilk yıllarında atılımlara başlamış, dil tarih kurumunu açarak bu unutulmuş uygarlığın yeniden hatırlanmasını sağlamıştır. Mustafa Kemal’in yaptığı bu ilk hareket ilerde kora dönüşecek, Türk ekonomi, siyasi ve kültürünün kıvılcımıydı. Cumhuriyetin ilk yıllarında bu hızla ilerleyen bir ülke gelecekte yüksek medeniyet ufkunda bir güneş gibi doğacaktır.
Emre Runa / EHM I.sınıf./11 Ocak 2008


“Toprak eğer uğrunda ölen varsa Vatandır.” Sözü sizce neyi ifade etmektedir?
Bir millletin varolması, hayatiyetini devam ettirebilmesi ancak vatanına sahip olmasıyla mümkündür. Bizi şefkatli bir ana kucağı gibi bağrına basan bu toprakları yabancılara çiğnetmemek, ay yıldızlı Bayrağımızı ebediyyen göklerde dalga seslerini susturmamak, uğruna dün Çanakkale’de milyonlarca şehit veren bu millet, ecdat yadigarı bu toprakların sonsuza kadar bölünmezliği uğrunda ,son evladını göz kırpmadan şehit vereceğini, bölücü teröre taviz vermiyeceğini ve PKK terör örgütünün kökünün kazınması uğrunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacığının göstergesi olan “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak, eğer uğrunda ölen vatandır” diyen Asil Milletin, asil torunları, mangal yürekli insanlar selam olsun sizlere…
Unutmayın, Bu topraklar kutsaldır. Kutsallığın kaynağı şehitlerin akıttığı kandandır.
Arzu Yazmacı / Grafik Tasarım II.sınıf / 09 Ocak 2008

İnsanların en mutlu oldukları yer elbette doğup büyüdükleri topraklardır. Hepimiz kendimizi en rahat ve özgür kendi topraklarımızda hissederiz.

Heleki Türk olmak, hayata başlarken bize verilmiş en güzel hediyedir. Söyleyecek ilk şeyimiz olmalıdır. “Türk olmak benim gururumdur.”Bizler bu toprakların çocuklarıyız. Annelerimiz, babalarımız, dedelerimiz herbiri burda bu vatanda yetiştiler. Bizleride şimdi vatanımızın kültürüyle büyütüyorlar. Öyle bir toprak ki üstünde bulunduğumuz herbir karışı şehit kanıyla dolu. Herbir tarafında mücadele dolu, sevgi dolu. O yüzden bastığımız toprak herangi bir toprak değil. Santimetre santimetre tanımamız gerek. Biz bugün böyle rahatsak, bunu Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz. Hiç düşünmeden canını veren askerlirimize borçluyuz.
“Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Bizler dünyanın en güzel vatanında nefes alıyoruz. Ne Mutlu Türküm diyene.
Özge Mine Bahçecik / Grafik Tasaım II.sınıf / 09 Ocak 2008

Toprak sadece üstünde durulan veya ekip biçilen bir yer değildir. Bulunduğun toprak parçasını savunup uğruna ölüyorsan orası senin vatanındır. Her yerde yaşayabilirsin fakat özgürce yaşayamazsın. Toprak sadece kara parçası değildir. Tarihtir, kültürdür, geçmiştir, gelecektir, özgürlüktür, bayraktır. Bunların uğruna herkez göz yummadan hayatını vermelidir.
Mehmet Çetin / Grafik Tasarım II.sınıf / 09 Ocak 2008

Vatan, toprak çok kutsal şeylerdir. Vatan kelimesi bize bir çok soylu anlamlar ifade eder. Vatanımızın her karış toprağını kendi kanlarımızla sulayan bir millet olarak bu topraklar bizim için kutsaldır.
Günümüzde bu kutsal söz maalesef rafa kalkmış gibidir. Ekonomisi güçlü emperyalist güçler yanıbaşımızdaki devletleri göz göre göre imha ve işgal etmektedir. Bugün Irak’ın, Afganistan’ın ve daha nice Ülkelerin hali ortadadır. Maalesef böyle bir kötü dünya düzeninde yaşamaktayız. O yüzden bu özlü söz bizim için çok ayrı bir anlam taşıyor. Biz bu toprakları Türk Ulusu olarak kanımızın son damlasına kadar akıtarak ninelerimizin annelerimizin gayretleriyle elde ettik.
Bizim vatanımızın soyluluğu, asilliği bu geniş coğrafyadaki şanlı tarihimizden gelmektedir. Bin yıldır kardeşçe yaşıyoruz. Anadolu coğrafyası bin yıllarca daha her türlü emperyalist oyuna rağmen kardeşliğimizi bozmayacaktır. Bize öyle Avrupa Birliği falan deyip ahkam kesmesinler. Onlar o topraklarda yokken bizim dedelerimiz Osmanlı gibi büyük bir imparatorluk kurdular. O yüzden vatanımız bizim için canımız, kanımız, herşeyimizdir.
Servet Meral / Grafik Tasarım II.sınıf /09 Ocak 2008


"Atatürkçü Düşünce ışığında Ülkemizi kalkındırmak için Bir Proje"

Bir ülkenin tam bağımsız olabilmesi için siyasi hem yönden hem de ekonomik yönden de bağımsız olması gerekir. Bu bağlamda dünyaya şimdiye dek gelmiş geçmiş en iyi devlet adamı ulu önder Mustafa Kemal rotamızdır.

Atatürk’ün ekonomik dehası Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulurken yani Kurtuluş Savaşı günlerinde de kendini göstermiştir. Şöyle devam edelim: Osmanlı Devleti yıkılış dönemindeyken 1 ABD Doları 167 Kuruş’tu ve dış borç 32 milyon Türk Lirası idi. Ne tesadüftür ki Kurtuluş Savaşı sonraları bile cari açık bu kadar olmamıştı “0” enflasyonla yaşanıyordu ve Osmanlı devleti borcu bizlere devretmek zorundaydı.

Yanlış dış ekonomik politikalar yada politikasızlıklar dış borçları sonra yaptırımları daha sonra da savaşları beraberinde getirmiştir. Şu unutulmamalıdır: Bağımsız bir devlet her yönden bağımsız olmalıydı.

Ülkemiz şu an mali olumsuzluklar içine düşmüş veya düşürülmüş durumdadır. Bunun için de ekonomik acil eylem planları oluşturulmalı ve dış ekonomik politikalar belirlenmelidir.Kemalist ekonomi modeli olan “karma ekonomi”,tüm kalkınmakta olan ve kalkınma dönemini tamamlamış devletler için örnek ve şarttır.

Peki nedir bu “karma ekonomi”? Karma ekonomi genel olarak kapitalist ve sosyalist arsında tam bağımsız üçüncü bir ekonomik modeldir.Ülkemizde 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 166. maddesi, "ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayinin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak" görevini devlete vermiştir.

Atatürk tam 15 senede devasa bir kalkınma hamlesine girişmiştir, bunlardan bazıları:

- Türkiye İş Bankası açılmış ve böylece ulusal bankacılığın ilk adımı atılmıştır.

- Uşak’ta şeker fabrikası kurulmuştur.

- Kayseri’de uçak fabrikası kurulmuştur.

- Bünyan Dokuma Fabrikası açılmıştır.

- Ereğli Bez Fabrikası açılmıştır.

- Nazilli Bez Fabrikası açılmıştır.

- Aşar vergisi kaldırılmış ve Türk köylüsü ağır bir yükten kurtarılmıştır.

- Anadolu Demiryolları satın alınarak ulusallaştırılmıştır.

- Ulusal Ekonomi ve Araştırma Kurumu kurulmuştur.

- Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kurulmuştur.

- Gemlik Suni İpek Fabrikası, Bursa Merinos Fabrikası, İzmit Kağıt Fabrikası, Kayseri İplik ve Bez Fabrikası, Eskişehir Şeker Fabrikası gibi pek çok kurum ve kuruluş oluşturulmuştur.Ticaret ve Sanayi Odaları kurulmuş, daha sonra da Türkiye Ticaret ve Sanayi Odaları Kongresi toplanmıştır.

- İstatistik Umum Müdürlüğü kurulmuştur.

- Hükümete iktisadi konularda fikir vermek amacıyla çeşitli meslek kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan Ali İktisat Meclisi kurulmuştur.

- Birinci ve İkinci Kalkınma Planları oluşturulmuştur.

- 1927 Yılında Teşviki Sanayi Kanunu çıkarılmıştır.

- 1930 Yılında Sanayi Kongresi, 1931 yılında da Ziraat Kongresi toplanmıştır.

İşte görünüyor ki az zamanda çok işler olabiliyormuş.

Devletçilik ilkesine de değinmek istiyorum.Atatürk’e göre devletçilik diğer bir yönden karma kalkınma modelidir. Şu an Türkiye kendi yapmak veya hiçbir şey yapmamaya boyun eğmek zorundadır. Tıpkı o zor dönemlerimizdeki gibi.Yani üretim artışı sağlanmalı istihdam alanları genişletilmelidir. Atatürk 1929-1939 yılları arasında dünya sanayi üretim artışı %19 iken Türkiye'de %96 olarak gerçekleştirmiştir.

Atatürk'ün ekonomik tutumunu en iyi ifade eden İsmet İnönü'nün şu sözlerinin hatırlanmasında yarar vardır: "Hükümet olarak yılda iki kez ödeme yapamayacak duruma düştüğümüz olurdu, gider konuşurdum. Birkaç milyon liralık emisyonun bizi rahatlatacağını anlatmaya çalışırdım. Bir defa bile "evet" dedirtemedim."
Ahmet Emre Tuna
Atatürkçü Düşünce Kulübü Başkanı


"Bastığın yerleri toprak deyip geçme tanı Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı" Size ne ifade etmektedir.

Ülkemiz birçok kanlı savaşın birçok acı kaybın ardından, düşman elinden kurtarılmıştır. Çanakkale savaşı, Sakarya savaşı, Dumlupınar savaşı ,en büyük kayıpların verildiği savaşlardır.
Bu vatanın toprağın her santimetrekaresi şehit kanlarıyla sulanmış, basılan her toprağın altında verdiğimiz şehitlerimiz vardır.
Vatan için gözünü kırpmayıp canını verenler varken ,geçmişimizi, yaşanılan zorlukları ve binlerce verilmiş olan şehidi göz önünde bulundurarak, üzerinde yaşadığımız ülkemize Sahip çıkmalı, yüceltmeli, gerekirse bizde o şehitler gibi gözümüzü kırpmadan canımızı vermeliyiz.
Melek Filiz
BİM II.


Atatürk'ün şu sözleri size neler ifade etmektedir. "Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki gelişimi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır"

Kurtuluş savaşı ile dünyaya büyük bir azmin örneğini gösterdik. Kendi halkı,kendi canıyla bu vatanı kurduk .Bizim tarihimizde büyük bir medeniyet yatar. Tam tamına yedi asır üç kıtaya hükmettik.. Belki son zamanlarda, menfaatçi ve alçak insanlar yüzünden aşağı çekilsek de gene halk ve millet olarak gücümüzü gösterdik. Bundan böyle dünya bizi izlemeye devam etsin! Bu millet her yönüyle ve her adımıyla geleceğe ışık tutacak, Dünya Türkün ne kadar medeni ve kabiliyetli olduğunu görecektir..
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE !
Sedat Doroğlu
BİM

Türk milleti, Osmanlıdan beri büyük bir güç olmayı sürdürmüştür. Daha önceleri bunu sadece askeri alanda gösterse de, ilim her zaman önemini korumuştur. Küçük oyunlara maruz kalan her devlet gibi, yenildiği zamanlar olsa da, Türk medeniyeti, tarihten hiçbir vakit silinmemiştir. Türkün kültürel, siyasi, askeri varlığı azımsanamayacak kadar eski ve güçlüdür. Atatürk bunu fark etmiş, kafasındaki soru işaretlerini Türk milletinin azmi ve inancı ile yok etmiş, başarıya ulaşmıştır.. Atatürk bilir ki, tek ihtiyacımız kenetlenmek ve birlik olmaktır. O zaman, her milletten daha üstün, daha güçlü ve hiçbir koşulda yıkılmayan, Türk kelimesinin içini dolduran, örnek bir ulus olacağız!
Atatürk bize ayna olmuş, Türk'ün kendi gücünün farkına varmasını sağlamıştır. İhtiyacımız olan bir mucize değil, Atatürk'ün açtığı yoldur. Onun sözlerine inanmak,yaptıklarını kavramak ve en önemlisi uygulamaktır.
Tuğba Kızgınçelik
BİM II


"Bastığın yerleri toprak deyip geçme tanı Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı" Size ne ifade etmektedir.

Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşı olarak sıradan bir ülkede yaşamıyoruz; ayrıcalıklıyız çünkü; çok büyük dersler alacağımız ve aynı zamanda da iftihar edeceğimiz bir tarihimiz vardır.
Bu ülkeyi düşmanlardan temizlemek için nice kanlar döküldü ve nice askerlerimiz şehit oldu. Birçok zorlukta kar, kış, yağmur, çamur demeden cephede düşmana karşı savaştırlar. İmkanlar o kadar kısıtlıydı ki; ayaklarına giyecek doğru dürüst çarık bile yoktu. Yiyecekler kısıtlıydı. Eğer biz şuan bu sıralarda rahatlıkla okuyorsak, yataklarımızda rahatlıkla uyuyorsak bu rahatlığımızı Atatürk'e ve silah arkadaşlarına ve bu vatan için canını feda eden kahraman Türk askerlerimize borçluyuz. Atatürk : "Kılıçla zafer kazananlar sabanla zafer kazananlara mağlup olmaya mecburdur" demiştir. Atalarımız inanarak,doğru dürüst silah ve cephane olmadan bağımsızlığımızın temellerini atmışlardır. Yaptığımız her işte, attığımız her adımda bu toprağın altında yatanlar ve bu vatanın ne şartlar altında alındığını bir saniye bile aklımızdan çıkarmamamız gerekir. Hepimiz böyle bir vatanda yaşadığımız için ve Türk olduğumuz için gurur duymalıyız.


"Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır" sözü sizce ne ifade etmektedir ?

Bizim ecdadımız tarihte eşine az rastlanır fedakarlıklar yaparak, kanlarıyla toprağı sulama deyimini gerçekleştiren soylu, şanlı bir ecdattır. Böyle bir ecdadın nesli olduğumuz için bence çok şanslıyız. Ben kendimi örnek verecek olursam, tarihimi okudukça uğrunda çekilen çileleri gördükçe, vatanıma daha bir bağlanıyorum, ve düşünüyorum ki atalarım o kadar yokluk içinde bu vatanı canları pahasına düşmana teslim etmediler, öyleyse bende şu anda başarılı bir öğrenci olup, akabinde mesleğinin hakkını vermiş saygın bir kişi olarak ülkeme hizmet etmeliyim. Çünkü bence o zamanki düşmanla şimdiki düşman hiç değişmedi ,planlar hep aynı. Üzerimizde bir çok oyun oynanıyor. Topraklarımızın üstünde başka devletlerin haritaları çiziliyor. Ben bunu asla kabullenemiyorum ve kabullenmeyeceğim. Canım vatanımın mert, gözüpek, zeki, bireylere ihtiyacı var. Bizler de Atatürk'ü ve ecdadımızı tanıyarak onların çizdiği yolda ilerleyerek bu kuvveti bulabilir ve üzerimize düşeni sonuna kadar yaparız diye düşünüyorum .
Fatma Yeğit
Mimarlık II


"YURTTAŞLARIM ! AZ ZAMANDA ÇOK VE BÜYÜK İŞLER YAPTIK" demişti Ulu Önderimiz.Sizce neleri ifade etmek istemiştir ?

Atatürk'ün başta olduğu bu kısa sürede, feodal bir düzenden, cumhuriyet sistemine geçilmiş, din yönetimi kaldırılıp, laik düzene geçilmiştir. Şapka, hukuk, giyim, alfabe gibi birçok alanda devrimler yapılmıştır. Kuvay-i Milliye ruhuyla, halk tek yürek olmayı öğrenmiş, bir amaç için beraberce, canını dişine takarak hareket edebilmiştir.
Bağımsızlık için, imkanı olmayan savaşlar kazanılmış, büyük Önder'in komutası sayesinde bugünkü sınırlar (Hatay hariç) oluşturulmuştur.
Kurulan İstiklal mahkemeleri ile birlikte vatana ihanet en büyük suç sayılmış ve bin civarında hain idam edilmiştir.
Bu gün biz gençlere , sağlam temelli bir cumhuriyet emanet edilmiştir.
Ozan Hikmet Özcan
Kons. Tiyatro II

Atatürk'tün 10. yıl nutkunda, oradan aslında bütün dünya ya seslenişinde büyük bir gurur ve mutluluk vardır. Bu durum benim gözümde, bir devrimin tamamlanması mutluluğudur. Kazma kürekle, tırpanla başlayıp yedi düvele kafa tutan Türk milleti, imkansızı başarmıştır. Her şey az zamanda olmuştur, bazen şans, bazen ileri görüşlülüğü yardım etmiştir Atamıza.. Ama sonunda, gerektiği zaman 250.000 kişiyi şehit vererek bu işi başardık?!. Bir Türk dünya ya bedel sözünün altı da böyle doldurulmuştur. Vatan ve hürriyet için gözler açık bile bile ölüme gitmek,birde savaştan sonra yaptıklarımız, hani yoktan bir şey var olmaz derler ya ama bu söz bence 1920'lere göre değil. Ekonomisi çökmüş bir millet, I. Cihan harbinden çıkmış, fabrikalar kurmuş, toprağını ekmiş, batıdan sömürü değil çağdaşlığı, alfabeyi, şapkayı, ilimi getirmiş ve en ulu ve büyük yanı, yukarıdaki sözün de özeti, daha on yıl bile geçmeden bizlere dayattıkları Serv'i Lozan'la yüzlerine çarpmıştır. Daha sonra Hatay ve boğazlarda çözerek, onlara tarihin her zaman Mazlumun yanında olduğunu göstermiştir.Dün, dünyanın en büyük işlerini yaptık bugün yine yapacağız.
Şahin Karabıyık
Kons. Tiyatro II

"YURTTAŞLARIM ! AZ ZAMANDA ÇOK VE BÜYÜK İŞLER YAPTIK"

Cümlesini Atatürk 29 Ekim 1933 yılında yani Cumhuriyetin ilanının 10. yılı kutlamalarında söylemiştir. Yurdumuz çok uzun yıllar süren; gece gündüz, kadın erkek demeden savaşmıştır. Bu ülke karşısına çıkan engellerin hiçbirinden yılmayıp başarıyı kucaklamıştır. En büyük şansımızda Ulu Önder Atatürk'ün savaşta gösterdiği başarılarla, cesaretiyle, kararlılığı ile ülkemiz yeniden kurulmuştur. Az zamanda çok büyük işler yaptık sözü de bu olayların sonucunda söylenmiştir. Çünkü Cumhuriyetin ilanı ile birlikte , birçok şey değişti ve şuan ki çağdaşlığın temelleri atıldı. Cumhuriyetin ilk 10. yılında ülkede çok değişmeler yaşanmıştır. Alfabe'nin değişmesi ,kılık kıyafetlerin ,takvimin, hukukun değişmesi, laikliğin benimsenmesi on yılda çok büyük bir değişmedir. Çünkü Türk toplumu yıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetilmiştir. İnsanların yüzyıllar boyu oluşturduğu bir anlayışı 10 yılda değiştirmek tabiî ki çok büyük bir olaydır. Keşke yine ve hala bu sözleri milenyum çağında söyleyebilsek = YURTTAŞLARIM ! AZ ZAMANDA ÇOK VE BÜYÜK İŞLER YAPTIK!" Tuğçe Uygun
Entas I


Medeniyetlerin Efendisi

Asırlar boyu Türkiye dünya stratejisi açısından diğer ülkelerin gözbebeği olmuş, bunun akabinde onların hedefleri olmuştur.

Türkiye stratejik açıdan dünyada çok önemli bir yer tutar. Bu yüzden Türkiye'nin bağımsızlığını engellemek için geçmişte birçok eziyete maruz kalmıştır. Bunun en güzel örneği Çanakkale'dir. Binlerce şehit verdiğimiz koca Çanakkale. Hani yüce komutan Atatürk'ün geçilmez dediği Çanakkale... Şu an bile bastığımız toprağın derinliklerinde hala kemikleri var, kanları var. O yüce Türk askerinin yüreğini ortaya koyduğu hey gidi koca Çanakkale.

Geçmiş geçti, geldik şimdiye. Nasıl ki su toprakla birleşince çamur olur atalarımızın, dedelerimizin kanları toprakla buluşunca şimdiki yüce bağımsız Türk Vatanı oluşmuş.
ŞENGÜL BAYRAK


"Ulusal İrade","Ulusal Güç","Ulusal Benlik"; çok önemli olduğunu unuttuğumuz, peşine takılarak devletlerin çıkarları yolunda koştuğumuz şu günlerde gerçekten hatırlanması gereken değerlerdir.

Keşke anlayabilseydik Atatürk'ü, yaşadıklarımıza bakınca keşke diyebiliyorum yalnızca... Her ülke kendi ulusal çıkarları doğrultusunda politikalar belirler ve her devlet ancak bu davranış çerçevesinde ayakta durabilir, yaşam sürebilir. Hangi büyük devlet yada ulus kendi çıkarlarına ters düşen, karşısındaki ülke yararına kararlar verir ki? Bu noktadan hareketle Türk Ulusu'nun çıkarlarını, doğrularını, ulusal benliğini bizden iyi kim bilebilir, belirleyebilir ki? ABD mi, Avrupa Birliği mi, yoksa başka bir devlet mi? Bu devletin kuruluşuna gidelim ve gerçekleri görelim...Ulusal iradenin gücü ve ulusal benlik bilincinin başarısı olarak kazanılan Milli Mücadele, yabancı devletlerin himayesini ve güdümünü reddederek, bu topraklarda varlığımızı tüm dünyaya kabul ettirmiştir. Bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda, ne acıdır ki kendi eliyle, kendi olanaklarıyla karanlığa sürüklenen, bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bu ülke durumuna getirildik. Geçmişimizden koparak, hafızamızı yitirdiğimiz için geleceğimizi göremez olduk! Türk halkı değil midir ki ulusal bütünlüğümüzü sağlamak için tüm dünyayı karşısına alan? İlkokulda her sabah inançla, coşkuyla söylediğimiz Ulusal Andımız'da olduğu gibi "Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe hiç durmadan yürüyeceğime and içerim" sözlerinin hakkını vererek davranışlarımıza da yansıtabilseydik... Açılan yol neydi peki; aklın ve bilimin gerçeklerini savunan, bir özüne dönüş eylemi olarak doğrularımız ve yararlarımız uğruna yaşamaktı. Bu ülkeyi ve Türk ulusunu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmaktı. fiimdi ise elimize taş, sopa, silah alıp düşmanı kovarak başarı kazanacak değiliz. Bizim artık en değerli silahımız kağıdımız kalemimizdir. Aklımızı kullanmak, çok çalışmak, ulusal değerlerimize ve ulusal yararlarımıza sahip çıkarak kalkınmak! Atatürk'ün dediği gibi "Yabancıların öğütleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilen bir bağımsızlık var mıdır?" yoktur ve olmaz da. Çok iyi bir yol göstericimiz, Ulu Önderimiz varken neden başkalarının öğütlerine gerek duyalım? Bize doğru yolu gösteren Atatürk'ün ışığı elimizdeyken, O'nun yolunda yürümekten neden sorun yaşıyoruz? Yaşanmışlıklardan ders alırsak aşamayacağımız güçlük yoktur. Her şey bizim, Türk ulusu olarak kendimize gelebilmemizde, ulusal birlik ve dayanışma duygularını yeniden harekete geçirebilmemizde saklıdır. Atatürk gibi bir büyük önderin yolundan ayrılmayarak, Atatürk'ü anlamak ve O'na layık olabilmek dileklerimle....
Funda Pehlivan / Moleküler Biyoloji ve Genetik-3

Vatan sana minnettardır.

Atatürk ileri görüşlü bir insandı. İyi bir asker, mükemmel bir komutandı. En kazanılmaz, imkansız anlarda bile inancını yitirmemiştir halkına cesaret getirmiştir. Bu ülkenin kalkınması için elinden geleni yapmıştır. En önemlisi Türkiye Cumhuriyeti onun eseridir. Bu yüzden Atatürk'e çok şey borçluyuz. Vatansak, milletsek ve bir bütün halinde demokrasiyle yaşıyorsak, bunda onun payı büyüktür. İnönü de bunlara en yakından tanık olan insandır. Bu yüzden bu söz çok yerindedir. Bugün bu kadar çağdaş ve laik yaşamamız ulu önder Atatürk sayesindedir. Tabi Türk milleti ve askerin de payı çoktur. Biz milli mücadelede ruhunu iyi taşıyan bir milletiz ...
Nursan Durmaz / İç Mimarlık 3

Bu ülke çeşitli savaşlar geçirmiştir. Çok kötü şartlar altında kalmıştır. Bütün bu zorluklar içerisinde savaşları kazanmayı ve ülkenin bölünmez bütünlüğünü korumayı başarmıştır.

Bütün bu kötü şartlar altında ülkeyi ayakta tutan ve ona yön veren tek insan Mustafa Kemal Atatürk'tür. En kötü günlerde, en kötü anlarda bile hiçbir zaman yılmamış ve hiçbir zaman ümidini kaybetmemiştir. İleri görüşlülüğü ile bütün savaşları en iyi şekilde yönetmiş, kendi cesaretini bütün orduya ve halka aşılamıştır. Bu vatanı bütün savaşları ve badireleri atlattıktan sonra medeni milletler seviyesine çıkartmıştır. Atatürk'ün bıraktığı bu vatanı korumak ve yüceltmek milletin en kutsal görevidir.
Hasan Oktay Yavuz / İç Mimarlık 3


Gözlerini dünyaya açan her Türk evladı yaşadığı ve yaşayacağı ülkenin nasıl kazanıldığını bilincinde olmalı, eğitilmeli, öğretilmelidir...

Bizler, sonu geldiğine ufuk çizgisinin görülmediğine inanılan bir ülkenin kanla başla savaşan, topraklarımızı özgürlüğümüzü düşmana teslim etmeyen ve etmemek için canını dişine takıp vatanın topraklarını kanla sulayan bir neslintorunlarıyız. Atalarımız Çanakkale'de, Sakarya'da, İzmir'de ve ülkenin her taşında laik özgür bir Türkiye Cumhuriyeti için savaşmışlardır. Onların kaybedecekleri çok büyük bir kayıptı. Onlar bu bilinç doğrultusunda Mustafa Kemal'in önderliğinde bu topraklara kanlarını dökmüş ve Türkiye Cumhuriyeti'ni var etmişlerdir .
Hilal Yazıcı / Türk Müziği 3


Türk milleti dünya tarihini oluşturmuş bir millet, Atatürk cumhuriyet tarihini yazmış bir önderdir.

Atatürk, kaybedilmiş toprakları geri almış, uyutulmuş bir milleti yeniden ayağa kaldırmıştır. Farkında olmamız gereken bir şey var: "Dünya bizim bağımsızlık mücadelemizi örnek alıyor." Topraklarımızı bölüşen düşmanı kanla püskürttük, ne olduğumuzu gösterdik ve öyle bir iz bıraktık ki onlarda, bir daha bizim topraklarımızı parmaklarıyla bile gösterememişlerdir. Vatanımızın dört bir yanında yüzlerce savaş yaptık binlerce şehit verdik ve vermeye de devam ediyoruz. En büyük Türk Atatürk az zamanda çok büyük işler yapmıştır. Bize emanet ettiği en büyük eser Türkiye Cumhuriyeti'dir. Atam rahat uyu! Bu millet Cumhuriyeti çok benimsedi. Kalbine kazıdı.
Ahmet Emre Tuna / Endüstri Ürünleri Tasarımı 2


TOPRAK SU İLE BULUŞUNCA ÇAMUR SU İLE BULUŞUNCA "VATAN" OLUR DERLER. NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ ?

" Milletler varlıklarını sürdürebilmek için bir arada yaşarlar. Bir millete mensup kişiler, dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış bir vaziyette yaşarlarsa, millet olmanın amacı tam olarak yerine getirilmemiş olur. Bir milletin bağımsız ve özgür olarak yaşamını sürdürdüğü toprak parçasına "vatan" denir. Vatan sadece basit bir toprak parçasından ibaret değildir. Ona anlam kazandıran üzerinde yaşanan bağımsızlık mücadelesi, özgür yaşama uğuruna yapılan savaşlar, dökülen şehit kanlarıdır. Türk milleti olarak bugün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bağımsız, hür olarak yaşayabiliyorsak bunu atalarımızın işgale karşı umarsız kalmamış olmalarına, bağımsızlık aşklarına, cesur ruhlarına borçluyuz. Atatürk ve Ülkü arkadaşlarının önderliğinde tüm Türk milleti tek vücut olmuş, kendilerine inanmış, yokluklar içinde de olsa düşmanı alt etmeyi başarmıştır. Bu mücadeleler bu toprak üzerinde yaşanmamış olsaydı, bu toprakların hiçbir manevi değeri olmazdı. Tarihi mücadelelere tanıklık etmiş topraklarımız tarih sahnesinde "vatan" sıfatını en çok hak eden topraklardır. Bu şansa sahip olan Türk milleti, dünya milletleri arasında en seçkin yerini almıştır. Bize düşen görev ise bunu korumaktır."
Çiğdem BOSTANCI


Bu topraklara basarken düşünerek basmak gerekir. Altında yatan şehitlerimizin çektiği çileler düşünülmeli kendimizi onların yerine koymalı, tüylerimizin ürperdiğini hissettikçe daha da çalışmalıyız. Onlar nasılki canları pahasına savaş meydanlarında vuruştuysalar. Bizde nasıl vatanımızı refah seviyesi üstüne çıkarabileceğimizi düşünmeliyiz. Düşündükçe daha çok çalışmalıyız.

"Su toprak ile birleşince çamur: kan toprak ile birleşince vatan olur" derler. Ne kadar güzel bir söz .Bir avuç anlamsız toprak parçasının bir damla kanla bile, aziz, değerli, yücelerin en yücesi bir toprak parçası olması. Düşününki bir damla kan bile bunları yapıyorsa, çukurlar dolusu kan Çanakkale'yi saran bu mübarek kırmızı neler yapmaz."
Deniz ATA BİM


"Büyük Türk milletinin, diğer ülkelerin düşündüğü gibi bir medeniyet düşmanı değil aksine medeniyeti doğuran bir millet olduğunu ifade etmiştir.
Bugün sizlere medeniyet satmaya kalkan ve bizimde çarptırarak uygulamaya çalıştığımız bu şeyi zamanında onlar bizden öğrenmiştir. Bugünün topuklu ayakkabılarının ilk fikir babası olan Fransızların bu şekilde ayakkabılar giymelerinin nedeni, geçmişte bir tuvalet kültürüne dahi sahip olmamalarından kaynaklıdır."
Alperen Alkan SÖZÜER Mimarlık III


"Asırlar boyu Türkiye dünyada stratejisi açısından diğer ülkelerin gözbebeği olmuş, bunun akabinde onların hedefleri olmuştur.
Türkiye stratejik açıdan dünyada çok önemli bir yer tutar. Bu yüzden Türkiye'nin bağımsızlığının engellemek için geçmişte birçok eziyete maruz kalmıştır. Bunun en güzel örneği Çanakkale'dir. Binlerce şehit verdiğimiz koca Çanakkale... Hani yüce komutan Atatürk'ün geçilmez dediği Çanakkale. Şu an bile bastığımız toprağın derinliklerinde hala kemikleri var, kanları var. O yüce Türk askerinin yüreğini ortaya koyduğu hey gidi koca Çanakkale...
Geçmiş geçti, geldik şimdiye. Nasıl ki, su toprakla birleşince çamur olur, atalarımızın, dedelerimizin kanları toprakla buluşunca şimdiki yüce bağımsız Türk vatanı oluşmuş.

İyi ki Türkiye Cumhuriyeti'nin evlâdıyım! İyi ki Atatürk'ün gelecek vaat ettiği Türk genciyim. Onların bizim bağımsızlığımız uğrumuzda ödemiş oldukları canlarının hakkını vermeliyiz. Bunu da ancak onların mirasına Türk vatanına sahip çıkmakla yapacağız. Bunu yapacağımızdan eminim. Atatürk'ün de dediği gibi muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur..."
Şengül BAYRAK BİM


"Vatan olabilmek için sadece üstünde yaşayan insanların olması yetmez. Vatan demek uğrunda ölebilecek, kanını son damlasına kadar akıtabilecek insanlara, yurttaşlara sahip olmak demektir.

Biz vatanımız uğrunda ne canlar verip ne kanlar akıttık ve bu eşsiz vatanımıza kavuştuk! Vatanımızı vatan yapana kadar canla, başla yılmadan çalıştık, çabaladık! Ulu önder Atatürk'ün desteği, üstün çabaları ve sabırla halkına yaklaşmasıyla bu güzel yurdumuzu aldık ve onu vatan yaptık!
Bugün rahatla; bağımsız ve demokratik bir şekilde yaşıyorsak sebebi bu vatan için gözünü kırpmadan şehit olmayı seçmiş askerlerimiz, yurttaşlarımızdır. Onun içindir ki 1 günümüzü bile onları anmadan, yaptıklarıyla övünmeden geçirmemeliyiz! Biz bu ülkenin evlatları gerekirse yine vatanımız uğrunda ölür, kanımızı son damlasına kadar onun için akıtırız! Atatürk bize bu ülkeyi emanet etti ve bizde bu ülkeyi onun uğrunda ölmüş tüm şehitler için yaşatacak, ayakta tutacak ve kanımızı vereceğiz. Bugün bile vatanımız için birçok er, erbaş, subay ve ülkenin birçok evladı gözünü kırpmadan düşmana gidiyor ve bu vatan için canını ortaya koyuyor.

Atamız yattığı yerde rahat uyusun ve bize bıraktığı bu vatanın her zaman ayakta kalacağı sözümüzde duracağımızı bilsin. Unutmayalım ki vatan; eğer uğrunda ölecek olan biri varsa vatandır!"
Emine KAHRAMAN EHM



ASLA ŞÜPHEM YOKTUR Kİ; TÜRKLÜĞÜN UNUTULMUŞ BÜYÜK NEDENİ VASFI VE BÜYÜK MEDENİ KABİLİYETİ, GELECEĞİN YÜKSEK MEDENİYET UFKUNDA BİR GÜNEŞ GİBİ DOĞACAKTIR;

"Eğer bu cümlenin içinde "Türklük" kavramı geçmese idi, herhalde bu sözün sahibi, topraklarına iki tane atom bombası düştükten sonra, gerçek bir dev gibi ayağa kalkıp, dünyada teknoloji, araştırma, üretim, iş gücü ve zeka olarak en yükseğe ulaşan Japonya'nın eski bir devlet başkanı derdim.
Şimdi bir geri dönüş yapıp yaklaşık seksen sene öncesine dönelim. Memleketimiz savaştan yeni çıkmış.

  • Yiyecek yemek, giyecek ayakkabı, hırka bulamayan insanlar.
  • Bağımsızlığını tüm dünyaya ilan etmiş bir ulus. Şüphesiz ki zekâsına tüm dünyanın hayran olduğu bir lider.
  • Namusunu ve şerefini kurtarmak için birleşen iman ve inanç dolu kuvay-i milliye ruhu.

Ve sene 2006;

  • Acaba hala tüm dünya bizi bağımsız olarak mı görüyor?
  • Zekasıyla tüm dünyayı etkileyen Liderimiz varmı?
  • Haince yapılan saldırılara karşı birleşen Kuvay-i Milliye ruhu?

Galiba tek gerçek, açlık ve yoksulluk.
Aziz Nesin'in dediği gibi;
"Çok yorulduk çalışmaktan
ATAM HERGÜN İZİNDEYİZ!"
Sertaç SINGIN
Mimarlık III


"ÜÇ LAF ETSEM TÜRKÜM DERİM ÜÇÜNDE
SANA CEVABIM VAR, BANA NİÇİN DE
YETMİŞ İKİ BUÇUK MİLLET İÇİNDE
İŞTE BUDUR GERÇEK FARKIMIZ BİZİM"
Cahit Sıtkı Erdoğan

"Bu güzel millet sevgisini anlatan şiirde, şair her daim Türk olduğunu haykıracağını dile getiriyor. Bunun ana teması ise güzel Türkiyemizin kültürü, karakter yapısı, tarihi bizlere öylesine ilham veriyor o kadar çok olanak sağlıyor ki., Kim Türk olmakla gurur duymaz ki...

Dünyada pek çok millet var ama hiçbirinde Türk milletinin sahip olduğu kahramanlık yok. Hiçbir ülkeden Mustafa Kemal gibi bir önder çıkmamış. Mazimiz o kadar başarılarla, güzelliklerle dolu ki... Ardımıza dönüp baktığımızda anlımız o kadar açık ki... Türkiye büyük nüfusu, aile yapısı, sosyal dayanışması, güçlü ordusu ve tarihindeki parlaklıkla o kadar sağlam ve dik duruyor ki... Bizim milletimize de yakışan budur.

Şair Cahit Sıtkı Erdoğan'a yürekten katılıyorum. Türkiye Cumhuriyetinin ,böyle güzel milletin mensubu olmak farklılık, ayrıcalıktır. İyi ki bu milletin ferdiyim benim ve tüm yeni neslin görevi ise ülkemizin karakter yapısı, kültürü, tarihi kısaca bizlere bıraktığı miras doğrultusunda laik, çağdaş akla ve bilime dayanan bu milleti yarınlara aynı güzellikle taşımaktır... Türk gençliğininde bunu başaracağına inanıyorum..."
İlkin TÜFEKÇİ
Tiyatro III