![]() |
|
ÖĞRENCİLERİN KALEMİNDENAtatürk’ün 10. Yıl Nutku’nda Yüzyıllarca başka gelişmiş medeniyetlerin altında ekonomik, siyasi ve kültürel olarak ezilen Osmanlı, kendi devrinde hem çöküşte olmasından hem de çok uluslu olmasından dolayı dünyaya Türk’ün gerçek yüzünü gösterememiş, bu eşsiz uygarlığın ne gibi sıfat ve yeteneklere sahip olduğunu kanıtlayamamıştır. “Toprak eğer uğrunda ölen varsa Vatandır.” Sözü sizce neyi ifade etmektedir? İnsanların en mutlu oldukları yer elbette doğup büyüdükleri topraklardır. Hepimiz kendimizi en rahat ve özgür kendi topraklarımızda hissederiz. Heleki Türk olmak, hayata başlarken bize verilmiş en güzel hediyedir. Söyleyecek ilk şeyimiz olmalıdır. “Türk olmak benim gururumdur.”Bizler bu toprakların çocuklarıyız. Annelerimiz, babalarımız, dedelerimiz herbiri burda bu vatanda yetiştiler. Bizleride şimdi vatanımızın kültürüyle büyütüyorlar. Öyle bir toprak ki üstünde bulunduğumuz herbir karışı şehit kanıyla dolu. Herbir tarafında mücadele dolu, sevgi dolu. O yüzden bastığımız toprak herangi bir toprak değil. Santimetre santimetre tanımamız gerek. Biz bugün böyle rahatsak, bunu Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz. Hiç düşünmeden canını veren askerlirimize borçluyuz. Toprak sadece üstünde durulan veya ekip biçilen bir yer değildir. Bulunduğun toprak parçasını savunup uğruna ölüyorsan orası senin vatanındır. Her yerde yaşayabilirsin fakat özgürce yaşayamazsın. Toprak sadece kara parçası değildir. Tarihtir, kültürdür, geçmiştir, gelecektir, özgürlüktür, bayraktır. Bunların uğruna herkez göz yummadan hayatını vermelidir. Vatan, toprak çok kutsal şeylerdir. Vatan kelimesi bize bir çok soylu anlamlar ifade eder. Vatanımızın her karış toprağını kendi kanlarımızla sulayan bir millet olarak bu topraklar bizim için kutsaldır. "Atatürkçü Düşünce ışığında Ülkemizi kalkındırmak için Bir Proje" Bir ülkenin tam bağımsız olabilmesi için siyasi hem yönden hem de ekonomik yönden de bağımsız olması gerekir. Bu bağlamda dünyaya şimdiye dek gelmiş geçmiş en iyi devlet adamı ulu önder Mustafa Kemal rotamızdır. Atatürk’ün ekonomik dehası Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulurken yani Kurtuluş Savaşı günlerinde de kendini göstermiştir. Şöyle devam edelim: Osmanlı Devleti yıkılış dönemindeyken 1 ABD Doları 167 Kuruş’tu ve dış borç 32 milyon Türk Lirası idi. Ne tesadüftür ki Kurtuluş Savaşı sonraları bile cari açık bu kadar olmamıştı “0” enflasyonla yaşanıyordu ve Osmanlı devleti borcu bizlere devretmek zorundaydı. Yanlış dış ekonomik politikalar yada politikasızlıklar dış borçları sonra yaptırımları daha sonra da savaşları beraberinde getirmiştir. Şu unutulmamalıdır: Bağımsız bir devlet her yönden bağımsız olmalıydı. Ülkemiz şu an mali olumsuzluklar içine düşmüş veya düşürülmüş durumdadır. Bunun için de ekonomik acil eylem planları oluşturulmalı ve dış ekonomik politikalar belirlenmelidir.Kemalist ekonomi modeli olan “karma ekonomi”,tüm kalkınmakta olan ve kalkınma dönemini tamamlamış devletler için örnek ve şarttır. Peki nedir bu “karma ekonomi”? Karma ekonomi genel olarak kapitalist ve sosyalist arsında tam bağımsız üçüncü bir ekonomik modeldir.Ülkemizde 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 166. maddesi, "ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayinin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak" görevini devlete vermiştir. Atatürk tam 15 senede devasa bir kalkınma hamlesine girişmiştir, bunlardan bazıları: - Türkiye İş Bankası açılmış ve böylece ulusal bankacılığın ilk adımı atılmıştır. - Uşak’ta şeker fabrikası kurulmuştur. - Kayseri’de uçak fabrikası kurulmuştur. - Bünyan Dokuma Fabrikası açılmıştır. - Ereğli Bez Fabrikası açılmıştır. - Nazilli Bez Fabrikası açılmıştır. - Aşar vergisi kaldırılmış ve Türk köylüsü ağır bir yükten kurtarılmıştır. - Anadolu Demiryolları satın alınarak ulusallaştırılmıştır. - Ulusal Ekonomi ve Araştırma Kurumu kurulmuştur. - Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kurulmuştur. - Gemlik Suni İpek Fabrikası, Bursa Merinos Fabrikası, İzmit Kağıt Fabrikası, Kayseri İplik ve Bez Fabrikası, Eskişehir Şeker Fabrikası gibi pek çok kurum ve kuruluş oluşturulmuştur.Ticaret ve Sanayi Odaları kurulmuş, daha sonra da Türkiye Ticaret ve Sanayi Odaları Kongresi toplanmıştır. - İstatistik Umum Müdürlüğü kurulmuştur. - Hükümete iktisadi konularda fikir vermek amacıyla çeşitli meslek kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan Ali İktisat Meclisi kurulmuştur. - Birinci ve İkinci Kalkınma Planları oluşturulmuştur. - 1927 Yılında Teşviki Sanayi Kanunu çıkarılmıştır. - 1930 Yılında Sanayi Kongresi, 1931 yılında da Ziraat Kongresi toplanmıştır. İşte görünüyor ki az zamanda çok işler olabiliyormuş. Devletçilik ilkesine de değinmek istiyorum.Atatürk’e göre devletçilik diğer bir yönden karma kalkınma modelidir. Şu an Türkiye kendi yapmak veya hiçbir şey yapmamaya boyun eğmek zorundadır. Tıpkı o zor dönemlerimizdeki gibi.Yani üretim artışı sağlanmalı istihdam alanları genişletilmelidir. Atatürk 1929-1939 yılları arasında dünya sanayi üretim artışı %19 iken Türkiye'de %96 olarak gerçekleştirmiştir. Atatürk'ün ekonomik tutumunu en iyi ifade eden İsmet İnönü'nün şu sözlerinin hatırlanmasında yarar vardır: "Hükümet olarak yılda iki kez ödeme yapamayacak duruma düştüğümüz olurdu, gider konuşurdum. Birkaç milyon liralık emisyonun bizi rahatlatacağını anlatmaya çalışırdım. Bir defa bile "evet" dedirtemedim." "Bastığın yerleri toprak deyip geçme tanı Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı" Size ne ifade etmektedir. Ülkemiz birçok kanlı savaşın birçok acı kaybın ardından, düşman elinden kurtarılmıştır. Çanakkale savaşı, Sakarya savaşı, Dumlupınar savaşı ,en büyük kayıpların verildiği savaşlardır. Atatürk'ün şu sözleri size neler ifade etmektedir. "Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki gelişimi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır" Kurtuluş savaşı ile dünyaya büyük bir azmin örneğini gösterdik. Kendi halkı,kendi canıyla bu vatanı kurduk .Bizim tarihimizde büyük bir medeniyet yatar. Tam tamına yedi asır üç kıtaya hükmettik.. Belki son zamanlarda, menfaatçi ve alçak insanlar yüzünden aşağı çekilsek de gene halk ve millet olarak gücümüzü gösterdik. Bundan böyle dünya bizi izlemeye devam etsin! Bu millet her yönüyle ve her adımıyla geleceğe ışık tutacak, Dünya Türkün ne kadar medeni ve kabiliyetli olduğunu görecektir.. Türk milleti, Osmanlıdan beri büyük bir güç olmayı sürdürmüştür. Daha önceleri bunu sadece askeri alanda gösterse de, ilim her zaman önemini korumuştur. Küçük oyunlara maruz kalan her devlet gibi, yenildiği zamanlar olsa da, Türk medeniyeti, tarihten hiçbir vakit silinmemiştir. Türkün kültürel, siyasi, askeri varlığı azımsanamayacak kadar eski ve güçlüdür. Atatürk bunu fark etmiş, kafasındaki soru işaretlerini Türk milletinin azmi ve inancı ile yok etmiş, başarıya ulaşmıştır.. Atatürk bilir ki, tek ihtiyacımız kenetlenmek ve birlik olmaktır. O zaman, her milletten daha üstün, daha güçlü ve hiçbir koşulda yıkılmayan, Türk kelimesinin içini dolduran, örnek bir ulus olacağız! "Bastığın yerleri toprak deyip geçme tanı Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı" Size ne ifade etmektedir. Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşı olarak sıradan bir ülkede yaşamıyoruz; ayrıcalıklıyız çünkü; çok büyük dersler alacağımız ve aynı zamanda da iftihar edeceğimiz bir tarihimiz vardır. "Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır" sözü sizce ne ifade etmektedir ? Bizim ecdadımız tarihte eşine az rastlanır fedakarlıklar yaparak, kanlarıyla toprağı sulama deyimini gerçekleştiren soylu, şanlı bir ecdattır. Böyle bir ecdadın nesli olduğumuz için bence çok şanslıyız. Ben kendimi örnek verecek olursam, tarihimi okudukça uğrunda çekilen çileleri gördükçe, vatanıma daha bir bağlanıyorum, ve düşünüyorum ki atalarım o kadar yokluk içinde bu vatanı canları pahasına düşmana teslim etmediler, öyleyse bende şu anda başarılı bir öğrenci olup, akabinde mesleğinin hakkını vermiş saygın bir kişi olarak ülkeme hizmet etmeliyim. Çünkü bence o zamanki düşmanla şimdiki düşman hiç değişmedi ,planlar hep aynı. Üzerimizde bir çok oyun oynanıyor. Topraklarımızın üstünde başka devletlerin haritaları çiziliyor. Ben bunu asla kabullenemiyorum ve kabullenmeyeceğim. Canım vatanımın mert, gözüpek, zeki, bireylere ihtiyacı var. Bizler de Atatürk'ü ve ecdadımızı tanıyarak onların çizdiği yolda ilerleyerek bu kuvveti bulabilir ve üzerimize düşeni sonuna kadar yaparız diye düşünüyorum . "YURTTAŞLARIM ! AZ ZAMANDA ÇOK VE BÜYÜK İŞLER YAPTIK" demişti Ulu Önderimiz.Sizce neleri ifade etmek istemiştir ? Atatürk'ün başta olduğu bu kısa sürede, feodal bir düzenden, cumhuriyet sistemine geçilmiş, din yönetimi kaldırılıp, laik düzene geçilmiştir. Şapka, hukuk, giyim, alfabe gibi birçok alanda devrimler yapılmıştır. Kuvay-i Milliye ruhuyla, halk tek yürek olmayı öğrenmiş, bir amaç için beraberce, canını dişine takarak hareket edebilmiştir. Atatürk'tün 10. yıl nutkunda, oradan aslında bütün dünya ya seslenişinde büyük bir gurur ve mutluluk vardır. Bu durum benim gözümde, bir devrimin tamamlanması mutluluğudur. Kazma kürekle, tırpanla başlayıp yedi düvele kafa tutan Türk milleti, imkansızı başarmıştır. Her şey az zamanda olmuştur, bazen şans, bazen ileri görüşlülüğü yardım etmiştir Atamıza.. Ama sonunda, gerektiği zaman 250.000 kişiyi şehit vererek bu işi başardık?!. Bir Türk dünya ya bedel sözünün altı da böyle doldurulmuştur. Vatan ve hürriyet için gözler açık bile bile ölüme gitmek,birde savaştan sonra yaptıklarımız, hani yoktan bir şey var olmaz derler ya ama bu söz bence 1920'lere göre değil. Ekonomisi çökmüş bir millet, I. Cihan harbinden çıkmış, fabrikalar kurmuş, toprağını ekmiş, batıdan sömürü değil çağdaşlığı, alfabeyi, şapkayı, ilimi getirmiş ve en ulu ve büyük yanı, yukarıdaki sözün de özeti, daha on yıl bile geçmeden bizlere dayattıkları Serv'i Lozan'la yüzlerine çarpmıştır. Daha sonra Hatay ve boğazlarda çözerek, onlara tarihin her zaman Mazlumun yanında olduğunu göstermiştir.Dün, dünyanın en büyük işlerini yaptık bugün yine yapacağız. "YURTTAŞLARIM ! AZ ZAMANDA ÇOK VE BÜYÜK İŞLER YAPTIK" Cümlesini Atatürk 29 Ekim 1933 yılında yani Cumhuriyetin ilanının 10. yılı kutlamalarında söylemiştir. Yurdumuz çok uzun yıllar süren; gece gündüz, kadın erkek demeden savaşmıştır. Bu ülke karşısına çıkan engellerin hiçbirinden yılmayıp başarıyı kucaklamıştır. En büyük şansımızda Ulu Önder Atatürk'ün savaşta gösterdiği başarılarla, cesaretiyle, kararlılığı ile ülkemiz yeniden kurulmuştur. Az zamanda çok büyük işler yaptık sözü de bu olayların sonucunda söylenmiştir. Çünkü Cumhuriyetin ilanı ile birlikte , birçok şey değişti ve şuan ki çağdaşlığın temelleri atıldı. Cumhuriyetin ilk 10. yılında ülkede çok değişmeler yaşanmıştır. Alfabe'nin değişmesi ,kılık kıyafetlerin ,takvimin, hukukun değişmesi, laikliğin benimsenmesi on yılda çok büyük bir değişmedir. Çünkü Türk toplumu yıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetilmiştir. İnsanların yüzyıllar boyu oluşturduğu bir anlayışı 10 yılda değiştirmek tabiî ki çok büyük bir olaydır. Keşke yine ve hala bu sözleri milenyum çağında söyleyebilsek = YURTTAŞLARIM ! AZ ZAMANDA ÇOK VE BÜYÜK İŞLER YAPTIK!" Tuğçe Uygun Medeniyetlerin Efendisi Asırlar boyu Türkiye dünya stratejisi açısından diğer ülkelerin gözbebeği olmuş, bunun akabinde onların hedefleri olmuştur. Türkiye stratejik açıdan dünyada çok önemli bir yer tutar. Bu yüzden Türkiye'nin bağımsızlığını engellemek için geçmişte birçok eziyete maruz kalmıştır. Bunun en güzel örneği Çanakkale'dir. Binlerce şehit verdiğimiz koca Çanakkale. Hani yüce komutan Atatürk'ün geçilmez dediği Çanakkale... Şu an bile bastığımız toprağın derinliklerinde hala kemikleri var, kanları var. O yüce Türk askerinin yüreğini ortaya koyduğu hey gidi koca Çanakkale. Geçmiş geçti, geldik şimdiye. Nasıl ki su toprakla birleşince çamur olur atalarımızın, dedelerimizin kanları toprakla buluşunca şimdiki yüce bağımsız Türk Vatanı oluşmuş. "Ulusal İrade","Ulusal Güç","Ulusal Benlik"; çok önemli olduğunu unuttuğumuz, peşine takılarak devletlerin çıkarları yolunda koştuğumuz şu günlerde gerçekten hatırlanması gereken değerlerdir. Keşke anlayabilseydik Atatürk'ü, yaşadıklarımıza bakınca keşke diyebiliyorum yalnızca... Her ülke kendi ulusal çıkarları doğrultusunda politikalar belirler ve her devlet ancak bu davranış çerçevesinde ayakta
durabilir, yaşam sürebilir. Hangi büyük devlet yada ulus kendi çıkarlarına ters düşen, karşısındaki ülke yararına kararlar verir ki? Bu noktadan hareketle Türk Ulusu'nun çıkarlarını, doğrularını, ulusal benliğini bizden iyi kim bilebilir, belirleyebilir ki? ABD mi, Avrupa Birliği mi, yoksa başka bir devlet mi? Bu devletin kuruluşuna gidelim ve gerçekleri görelim...Ulusal iradenin gücü ve ulusal benlik bilincinin başarısı olarak kazanılan Milli Mücadele, yabancı devletlerin himayesini ve güdümünü reddederek, bu topraklarda varlığımızı tüm dünyaya kabul ettirmiştir. Bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda, ne acıdır ki kendi eliyle, kendi olanaklarıyla karanlığa sürüklenen, bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bu ülke durumuna getirildik.
Geçmişimizden koparak, hafızamızı yitirdiğimiz için geleceğimizi göremez olduk! Türk halkı değil midir ki ulusal bütünlüğümüzü sağlamak için tüm dünyayı karşısına alan? İlkokulda her sabah inançla, coşkuyla söylediğimiz Ulusal Andımız'da olduğu gibi "Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe hiç durmadan yürüyeceğime and içerim" sözlerinin hakkını vererek davranışlarımıza da yansıtabilseydik... Açılan yol neydi peki; aklın ve
bilimin gerçeklerini savunan, bir özüne dönüş eylemi olarak doğrularımız ve yararlarımız uğruna yaşamaktı. Bu ülkeyi ve Türk ulusunu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmaktı. fiimdi ise elimize taş, sopa, silah alıp düşmanı kovarak başarı kazanacak değiliz. Bizim artık en değerli silahımız kağıdımız kalemimizdir. Aklımızı kullanmak, çok çalışmak, ulusal değerlerimize ve ulusal yararlarımıza sahip çıkarak kalkınmak! Atatürk'ün dediği gibi "Yabancıların öğütleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilen bir bağımsızlık var mıdır?" yoktur
ve olmaz da. Çok iyi bir yol göstericimiz, Ulu Önderimiz varken neden başkalarının öğütlerine gerek duyalım? Bize doğru yolu gösteren Atatürk'ün ışığı elimizdeyken, O'nun yolunda yürümekten neden sorun yaşıyoruz? Yaşanmışlıklardan ders alırsak aşamayacağımız güçlük yoktur. Her şey bizim, Türk ulusu olarak kendimize gelebilmemizde, ulusal birlik ve dayanışma duygularını yeniden harekete geçirebilmemizde saklıdır. Atatürk gibi bir büyük önderin yolundan ayrılmayarak, Atatürk'ü anlamak ve O'na layık olabilmek dileklerimle.... Vatan sana minnettardır. Atatürk ileri görüşlü bir insandı. İyi bir asker, mükemmel bir komutandı. En kazanılmaz, imkansız anlarda bile inancını yitirmemiştir halkına cesaret getirmiştir. Bu ülkenin kalkınması için elinden geleni yapmıştır. En önemlisi Türkiye Cumhuriyeti onun eseridir. Bu yüzden Atatürk'e çok şey borçluyuz. Vatansak, milletsek ve bir bütün halinde demokrasiyle yaşıyorsak, bunda onun payı büyüktür. İnönü de bunlara en yakından tanık olan
insandır. Bu yüzden bu söz çok yerindedir. Bugün bu kadar çağdaş ve laik yaşamamız ulu önder Atatürk
sayesindedir. Tabi Türk milleti ve askerin de payı çoktur. Biz milli mücadelede ruhunu iyi taşıyan bir
milletiz ... Bu ülke çeşitli savaşlar geçirmiştir. Çok kötü şartlar altında kalmıştır. Bütün bu zorluklar içerisinde savaşları kazanmayı ve ülkenin bölünmez bütünlüğünü korumayı başarmıştır. Bütün bu kötü şartlar altında ülkeyi ayakta tutan ve ona yön veren tek insan Mustafa Kemal Atatürk'tür. En
kötü günlerde, en kötü anlarda bile hiçbir zaman yılmamış ve hiçbir zaman ümidini kaybetmemiştir. İleri görüşlülüğü ile bütün savaşları en iyi şekilde yönetmiş, kendi cesaretini bütün orduya ve halka aşılamıştır.
Bu vatanı bütün savaşları ve badireleri atlattıktan sonra medeni milletler seviyesine çıkartmıştır. Atatürk'ün bıraktığı bu vatanı korumak ve yüceltmek milletin en kutsal görevidir.
Bizler, sonu geldiğine ufuk çizgisinin görülmediğine inanılan bir ülkenin kanla başla savaşan, topraklarımızı özgürlüğümüzü düşmana teslim etmeyen ve etmemek için canını dişine takıp vatanın topraklarını kanla sulayan bir neslintorunlarıyız. Atalarımız Çanakkale'de, Sakarya'da, İzmir'de ve ülkenin her taşında laik özgür bir Türkiye Cumhuriyeti için savaşmışlardır. Onların kaybedecekleri çok büyük bir kayıptı. Onlar bu bilinç
doğrultusunda Mustafa Kemal'in önderliğinde bu topraklara kanlarını dökmüş ve Türkiye Cumhuriyeti'ni
var etmişlerdir . Türk milleti dünya tarihini oluşturmuş bir millet, Atatürk cumhuriyet tarihini yazmış bir önderdir. Atatürk, kaybedilmiş toprakları geri almış, uyutulmuş bir milleti yeniden ayağa kaldırmıştır. Farkında
olmamız gereken bir şey var: "Dünya bizim bağımsızlık mücadelemizi örnek alıyor." Topraklarımızı bölüşen düşmanı kanla püskürttük, ne olduğumuzu gösterdik ve öyle bir iz bıraktık ki onlarda, bir daha bizim topraklarımızı parmaklarıyla bile gösterememişlerdir. Vatanımızın dört bir yanında yüzlerce savaş yaptık binlerce şehit verdik ve vermeye de devam ediyoruz. En büyük Türk Atatürk az zamanda çok büyük işler yapmıştır. Bize emanet ettiği en büyük eser Türkiye Cumhuriyeti'dir. Atam rahat uyu! Bu millet Cumhuriyeti çok benimsedi. Kalbine kazıdı. TOPRAK SU İLE BULUŞUNCA ÇAMUR SU İLE BULUŞUNCA "VATAN" OLUR DERLER. NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ ? " Milletler varlıklarını sürdürebilmek için bir arada yaşarlar. Bir millete mensup kişiler, dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış bir vaziyette yaşarlarsa, millet olmanın amacı tam olarak yerine getirilmemiş olur. Bir milletin bağımsız ve özgür olarak yaşamını sürdürdüğü toprak parçasına "vatan" denir. Vatan sadece basit bir toprak parçasından ibaret değildir. Ona anlam kazandıran üzerinde yaşanan bağımsızlık mücadelesi, özgür yaşama uğuruna yapılan savaşlar, dökülen şehit kanlarıdır. Türk milleti olarak bugün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bağımsız, hür olarak yaşayabiliyorsak bunu atalarımızın işgale karşı umarsız kalmamış olmalarına, bağımsızlık aşklarına, cesur ruhlarına borçluyuz. Atatürk ve Ülkü arkadaşlarının önderliğinde tüm Türk milleti tek vücut olmuş, kendilerine inanmış, yokluklar içinde de olsa düşmanı alt etmeyi başarmıştır. Bu mücadeleler bu toprak üzerinde yaşanmamış olsaydı, bu toprakların hiçbir manevi değeri olmazdı. Tarihi mücadelelere tanıklık etmiş topraklarımız tarih sahnesinde "vatan" sıfatını en çok hak eden topraklardır. Bu şansa sahip olan Türk milleti, dünya milletleri arasında en seçkin yerini almıştır. Bize düşen görev ise bunu korumaktır."
"Su toprak ile birleşince çamur: kan toprak ile birleşince vatan olur" derler. Ne kadar güzel bir söz .Bir avuç anlamsız toprak parçasının bir damla kanla bile, aziz, değerli, yücelerin en yücesi bir toprak parçası olması. Düşününki bir damla kan bile bunları yapıyorsa, çukurlar dolusu kan Çanakkale'yi saran bu mübarek kırmızı neler yapmaz." "Büyük Türk milletinin, diğer ülkelerin düşündüğü gibi bir medeniyet düşmanı değil aksine medeniyeti doğuran bir millet olduğunu ifade etmiştir. "Asırlar boyu Türkiye dünyada stratejisi açısından diğer ülkelerin gözbebeği olmuş, bunun akabinde onların hedefleri olmuştur. İyi ki Türkiye Cumhuriyeti'nin evlâdıyım! İyi ki Atatürk'ün gelecek vaat ettiği Türk genciyim. Onların bizim bağımsızlığımız uğrumuzda ödemiş oldukları canlarının hakkını vermeliyiz. Bunu da ancak onların mirasına Türk vatanına sahip çıkmakla yapacağız. Bunu yapacağımızdan eminim. Atatürk'ün de dediği gibi muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur..." "Vatan olabilmek için sadece üstünde yaşayan insanların olması yetmez. Vatan demek uğrunda ölebilecek, kanını son damlasına kadar akıtabilecek insanlara, yurttaşlara sahip olmak demektir. Biz vatanımız uğrunda ne canlar verip ne kanlar akıttık ve bu eşsiz vatanımıza kavuştuk! Vatanımızı vatan yapana kadar canla, başla yılmadan çalıştık, çabaladık! Ulu önder Atatürk'ün desteği, üstün çabaları ve sabırla halkına yaklaşmasıyla bu güzel yurdumuzu aldık ve onu vatan yaptık! Atamız yattığı yerde rahat uyusun ve bize bıraktığı bu vatanın her zaman ayakta kalacağı sözümüzde duracağımızı bilsin. Unutmayalım ki vatan; eğer uğrunda ölecek olan biri varsa vatandır!" ASLA ŞÜPHEM YOKTUR Kİ; TÜRKLÜĞÜN UNUTULMUŞ BÜYÜK NEDENİ VASFI VE BÜYÜK MEDENİ KABİLİYETİ, GELECEĞİN YÜKSEK MEDENİYET UFKUNDA BİR GÜNEŞ GİBİ DOĞACAKTIR; "Eğer bu cümlenin içinde "Türklük" kavramı geçmese idi, herhalde bu sözün sahibi, topraklarına iki tane atom bombası düştükten sonra, gerçek bir dev gibi ayağa kalkıp, dünyada teknoloji, araştırma, üretim, iş gücü ve zeka olarak en yükseğe ulaşan Japonya'nın eski bir devlet başkanı derdim.
Ve sene 2006;
Galiba tek gerçek, açlık ve yoksulluk. "ÜÇ LAF ETSEM TÜRKÜM DERİM ÜÇÜNDE "Bu güzel millet sevgisini anlatan şiirde, şair her daim Türk olduğunu haykıracağını dile getiriyor. Bunun ana teması ise güzel Türkiyemizin kültürü, karakter yapısı, tarihi bizlere öylesine ilham veriyor o kadar çok olanak sağlıyor ki., Kim Türk olmakla gurur duymaz ki... Dünyada pek çok millet var ama hiçbirinde Türk milletinin sahip olduğu kahramanlık yok. Hiçbir ülkeden Mustafa Kemal gibi bir önder çıkmamış. Mazimiz o kadar başarılarla, güzelliklerle dolu ki... Ardımıza dönüp baktığımızda anlımız o kadar açık ki... Türkiye büyük nüfusu, aile yapısı, sosyal dayanışması, güçlü ordusu ve tarihindeki parlaklıkla o kadar sağlam ve dik duruyor ki... Bizim milletimize de yakışan budur. Şair Cahit Sıtkı Erdoğan'a yürekten katılıyorum. Türkiye Cumhuriyetinin ,böyle güzel milletin mensubu olmak farklılık, ayrıcalıktır. İyi ki bu milletin ferdiyim benim ve tüm yeni neslin görevi ise ülkemizin karakter yapısı, kültürü, tarihi kısaca bizlere bıraktığı miras doğrultusunda laik, çağdaş akla ve bilime dayanan bu milleti yarınlara aynı güzellikle taşımaktır... Türk gençliğininde bunu başaracağına inanıyorum..." |